Saturday, January 10, 2009

Sahaf, Moretti ve Korku Edebiyatı

Bu dönem aldığım edebi eleştiri dersi için yazdığım ödevde Franco Moretti'yle ilgili birşeyler söyleyeceğimden bu aralar onun kitaplarını okuyorum. Mucizevi Göstergeler kitabında "Korkunun Diyalektiği" diye güzel bir bölüm var. Bir sahafla aramda geçen diyaloğu çok anlamlı kıldığı için belki, bana daha da güzel geldi.
Hacettepe'de üçüncü sınıftayken roman dersinde Drakula'yı okuyacaktık. Ankara'da Olgunlar'daki sahaflarda harıl harıl bu kitabı arıyorum. Fakat yok hiçbirinde. Artık dükkanların sonlarına yaklaşmıştım ki yine sordum bir sahafa:

-Drakula var mı? diye.

Bir an düşündü sahaf ve sonra şöyle dedi:

-Drakula yok ama Frankenstein var. Onu vereyim mi?

Belki kafa buldu benle, belki gerçekten sordu, belki de iki romanı da, hatta Moretti'yi de benden önce okumuştu, bilmiyorum. O zaman komik gelmişti ama şimdi çok daha güzel geliyor bana bu diyalog.

Moretti şöyle diyor kitabında:

"Frankenstein ve Drakula'nın hayatları paralel ilerler. Bu ikisi, birbirini tamamlayan, dolayısıyla bölünmez figürlerdir, tek bir toplumun iki korkunç yüzü, o toplumun uçları'dırlar: zavallı hilkat garibesi ile servetini fütursuzca genişleten mülk sahibi. İşçi ile sermaye: 'toplumun tamamı, bir yanda mülk sahipleri diğer yanda mülksüz işçiler olmak üzere iki sınıfa ayrılmak zorundadır.' [...] İşte korku edebiyatı toplumun bölünmüşlüğünün yarattığı dehşetten ve bu bölünmüşlüğü giderme arzusundan doğmuştur."

Yani orda sahafa "E olur, ver madem" demek çok da kötü bir fikir değilmiş!

Wednesday, September 17, 2008

Picasso, Guernica ve Generaller


Bu karikatür şu rivayeti anlatmaktadır sanırım:

Picasso'yu tutuklamak üzere gelmiş bir Alman subay Guernica'yı göstererek Picasso'ya sorar:

-Bunu sen mi yaptın?

Picasso yanıtlar:

-Hayır, siz yaptınız!

Ya da tam olarak bunu anlatmasa bile, "çok biliriz" sananların acı ironisini anlatıyor olabilir.

*Karikatür: Xiao Qiang Hou, 2007

Benim Elim Senin Olsun!

Delal Dink'ten çok güzel bir yazı:

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=Detay&ArticleID=898855

Wednesday, August 20, 2008

İstanbul


"Her bitiş bir başlangıç,
Her başlangıç bir kuşku..."

Tuesday, May 6, 2008

Onlar

Onlar gideli tam otuz altı yıl bitti bugün..

Can Yücel'in de dediği gibi:

Sararıp dökülmeden önce kızaran yapraklar ki onlar
Şan verdiler ortalığa bütün bir sonbahar

Mevsim dönüp de yeniden yeşermeye başlayınca rüzgar
Çıplağında o atın yine onlar koşacaklar

...

Bir de Can Dündar'ın 2002'de yazdığı, emirle gelen idam kararını anlatan makalesi hatırlamaya değer:

...

Sanıklar 150 sayfalık savunmalarını ortaklaşa hazırlamışlar, bölüm bölüm okuyorlardı.
İlk sözü alan Deniz Gezmiş kürsüde ortak savunma metnini okurken, birden kapı açıldı. Salona resmi elbiseli bir görevli girdi. Kuş uçurtulmayan, basına kapalı mahkemede dikkat çekici bir rahatlık içinde yargıçların önüne kadar geldi ve Deniz'in fotoğraflarını çekip gitti.
Ardından okuma sırası Yusuf Aslan'a geldi. Yine aynı adam salona girip bu kez Yusuf'u görüntüleyip çıktı.
İzleyiciler, tüm sanıkların fotoğraflanacağını düşündüler önce...
Ancak Yusuf'tan sonra savunmayı devralan Atilla Keskin'de "beklenen adam" gelmedi.
Sonra Hüseyin çıktı kürsüye ve kağıtlara bakmadan sözlü savunmaya başladı. Kapı açıldı. "Azrail" geldi. Flaşını Hüseyin'in üzerinde patlattı ve çıktı.
Davadaki 23 sanıktan sadece 3'ü fotoğraflanmıştı.
Sonunda asılan o 3'ü olacaktı.

...

Thursday, May 1, 2008

Triumph of a Good Shoemaker and a Poor Fish Peddler

"If it had not been for this thing, I might have lived out my life talking at street corners to scorning men. I might have died, unmarked, unknown, a failure. Now we are not a failure. This is our career and our triumph. Never in our full life can we hope to do such work for tolerance, justice, for man's understanding of man, as now we do by accident. Our words - our lives - our pains - nothing! The taking of our lives - lives of a good shoemaker and a poor fish peddler - all! That last moment belongs to us - that agony is our triumph."

Bartolomeo Vanzetti/comment to a reporter before his execution, 1927

Friday, April 18, 2008

Poetry

And it was at that age ... Poetry arrived
in search of me. I don't know, I don't know where
it came from, from winter or a river.
I don't know how or when,
no, they were not voices, they were not
words, nor silence,
but from a street I was summoned,
from the branches of night,
abruptly from others,
among violent fires
or returning alone,
there I was without a face
and it touched me.

...

Pablo Neruda